Anaların Duası

 

Tarım ve hayvancılık insanlığın ilk döneminden beri yapageldiği bir uğraştır. Bu uğraşlar sayesinde evine eşine çocuklarına ekmek götürür. Fakat tarım ve hayvancılık çok zor bir geçim kaynağıdır. Nerede ise senenin tamamında çalışmak gerekir. Senenin tamamında çalışmaya karşılık ise sana kalan sadece aç kalmayacak kadar beslenmeni sağlamaktır. Bu nedenle özellikle Toroslarda tüm anaların duası ve çabası aynıdır. “Allah çorumu çocuğumu bu işe mukarın etmesin!” Bu nedenle her aile çocuğunu okutmaya ve şehirde hayatını devam ettirecek bir meslek sahibi olmasını ister. Bir köyün tamamını versen gözünde yoktur. Hatta çocuklarına verdiği nasihatlerde “ Evladım devletin eşşeği küçükte olsa ona binmek lazım. İşi aksatmaz mutlaka varacağın yere götürür!” der. Bu şekilde çocuklarının kendilerinin çektiği eziyeti, yokluğu, sıkıntıyı yaşamamaları için çocuklarını okumaya havale eder.

Geçenlerde bir dostum anlattı. Şehirde yaşayan ve okula giden iki çocuğunu ekin tarlasına götürüp orada kendilerine yardımcı olmalarını ister. Önce çocukların annesi sonrada bahçedekiler buna karşı çıkarlar.

“Neden götürüyorsun çocukları ekin tarlasına? Ya orada başlarına güneş geçerse? Ya ayaklarına buturak veya anız batarsa? Yazık değil mi çocuklara?” daha benzeri bir çok şeyler söylemişler. Dostumda;

“Çocuklar okulunun ve okumanın kıymetini bileceklerse burada öğrenecekler gerçek hayatı. Buturağıda anızıda orağıda öğrensinler buradaki insanların geçimini nasıl sağladığını öğrensinler ki derslerine daha fazla çalışsınlar dedim” dedi. Dostum bunu anlatınca çocukluğumun geçtiği köydeki okulum ve o okulun bizim dönemimizdeki müdürü aklıma geldi.

1940 yıllarda on bir oniki yaşında ilkokulu bitirince imtihanlara girer ve yatılı olarak öğretmen okulunu kazanır. Öğretmen okulunu kazanmak güzeldir ama o yaşta anadan babadan ayrılmakta zordur. Babası bir çıkının içine bir iki çamaşır koyar ve okuluna yazdırır. Bir yıl ana hasreti davar güttüğü dağların hasreti ile okulda okur ama aklı hep köyünde hep anası babasındadır. Birinci yılın sonunda üç dört zayıfla köye gelir babasına;

“Baba ben okumak istemiyorum. Hem sizi çok özlüyorum, hemde dersler çok ağır kafam almıyor. Ben okuyamayacağım.” Der babası cahil köylüdür ama gün görmüş birisidir.

“Oğlum iyi düşündün mü yapamayacağına emin misin?” der.

“Evet!” cevabını alınca,

“Yarın darı ekmeye gideceğiz ben öküzlerle ekeceğim sen arkadan kazma ile kazacak tezekleri kıracaksın. Haydi şimdi yat.” Der.

O günden sonra yaz boyunca oğlunu hiç durmadan çalıştırır bazen yapamayacağı işleri verir. Eylül ayı gelip okullar açılma mevsimi gelince valizini herkesten önce hazırlar üç ay önce okulu bırakmaya karar veren oğul. Babasına da şöyle der baba dersler ağır ama köyün işi kadar da ağır değil ben karar verdim okuyacağım. Gerçekten okur hemde başarılı bir öğrenci ve başarılı bir öğretmen olur. Köyünde müdürlük yaparak çevresine örnek olur bir çok çocuğunda okumasına yardımcı olur.

Bu yazı Hasbihal Doğumdan Ölüme Göktepe kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Anaların Duası için 2 cevap

  1. Nureddin der ki:


    Allah tüm anaların hayır duasını kabul etsin…

  2. yellowgold der ki:

    Cennet anaların ayakları altındadır diye boşa dememişler.Evlatlar ne kadar üzselerde kırsalarda analar yinede affedicidir. Çünkü anaların kırılmaya alınmaya hakları yoktur. Allah hepimizin çocuğunu muaffak etsin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir