Ramazanı Erteleme

 

Yarın Mübarek Ramazan ayı başlıyor. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini içinde barındıran oruç ayı Ramazan bu yıl tam yaz sıcaklarının yoğun yaşandığı bir zamana rastlıyor. Hicri takvim ile Miladi takvimin arasında onbir günlük bir zaman farkından dolayı mübarek Ramazan ayı geçen yıla göre onbir gün erken geldi. Bu onbir günlük farktan dolayı her otuzüç yılda bir oruç aynı zamana denk gelir.

Yine böyle Ramazanın en sıcak zamana denk geldiği bir zamanda Uğurludan uyanık geçinen birisi Kadir Emminin yanına gelmiş. Bizim köylüleri kandırmışsın emme beni kandıramazsın diye böbürlenerek havadan sudan konuşurlar. Biraz hoş beşten sonra ekin biçilmesi harman sürülmesine gelir mevzu. Uğurlulu derki:

“Halaoğlu bu sene ne yapacağız belli değil. Ekin biçilecek harman sürülecek saman buğday taşınacak ama Ramazan geldi. Nasıl oruç tutacağız belli değil.”

“Nasıl belli değil siz daha çaresini bulmadınız mı?”

“Halaoğlu bunun çaresi nedir ki?”

“Biz bizim caminin hocasına söyledik oda müftüye sordu. Ramazanı kışa erteledik. Hem hava serinleyecek hem de günler kısa olacak orucu kolayca tutacağız. Sizde yapın aynısını.”

“Bizde yapmasına yaparız emme bizim hoca biraz aksi yanaşmaz bu işe.”

“Siz gene de şansınızı bir deneyin bakalım.”

Uğurlulu emmi köyüne gider hocaya durumu anlatır. Hoca dinler başlar gülmeye “Sen Kadir Emmiyi bilmemin. Seni kandırmış. Hiç ramazan ertelenir mi?” deyince aklı başına gelir intikam almaya karar verir.

Tekrar Göktepe’ye yolu düşünce Ortaokulda hizmetli olarak çalışan Kadir Emminin yanına gider. Fakat daha yoldayken bağırmaya başlar.

“Beni geçen defa kandırdın başka kandıramayacaksın.” Derken, Kadir emmi;

“Hayırdır ne oldu? Seni buraya hangi rüzgâr attı? Yapacağım bir şey var mı?”

“Müdürüle görüşecektim.”

“Dur bakalım böyle kendi başına müdürle görüşülür mü? Hiç ayağında kara lastik ayakkabı ile müdürün yanına girilir mi? Sen Uğurlu’nun en akıllı adamlarından birisin. Çıkar ayakkabını sonra gir görüş.” Garibim ayakkabıyı çıkarmış doğru müdürün yanına. Müdür güngörmüş biri olayın neden ve kimden kaynaklandığını çok iyi biliyormuş. Ayakkabısını giydirmiş işine yardımcı olup göndermiş. Dışarıya çıkan köylü Kadir emmiye dönerek;

“Beni bu seferde kandırdın ama senden bir isteğim var. Bu sefer bari bizim köylüler duymasın benimle dalga geçmesinler.”

“Tamam, merak etme kimseye söylemeyeceğim. Kimse benden duymayacak sana söz. Ama sizin muhtara bir mektup yazdım onu kendisine ver.” Der mektubu verir. Köylü mektubu kahvede oturan muhtara verir. Muhtar mektubu açar en başında mutlaka “Mektubu yüksek sesle oku” yazılıdır. Muhtar mektubu yüksek sesle okur mektupta yalın ayak müdür odasına girdiği yazılıdır.

Bu yazı Kadir Emmi İle Hasbihal kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ramazanı Erteleme için 6 cevap

  1. yellowgold der ki:

    Pratik zeka diye buna derler ya allah herkeze nasip etmiyor işte ahllah rahmet eylesin mekanı cennet olsun .Keşke aramızda olsada o güzel espirilerinden faydalanabilseydik ozaman kendimizi şanslı hissedecektim ama nasip olmadı.

  2. Hasbihalim der ki:

    Evet haklısın yaşarken bazı esprilerini kaleme alıp yazmak vardı ama. İnsan yakınlarına ölümü yakıştıramıyor…

  3. Sümeyra Aydın der ki:

    Çok güzel yaa..Bir çok espirisini kendisi gibi okulda hizmetli olarak görev yapan ve beraber çok vakit geçiren babam dan da duymuştum..Nur içinde yatsın çok zeki,espirili ve sevilen bir insan olduğunu biliyorum…

  4. Hasbihalim der ki:

    Geçnişlerimizin hayatları birer ibrettir bizlere. Ey nefsim ibret alacak mısın?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir